|
Ülkemizde inşaat sektörü, ölümlü iş kazası sayısı bakımından maalesef ilk sırada yer almaktadır (SSK, 2005). Bu olumsuz sonuçta, ülkemize has sosyal, kültürel ve ekonomik yapıdan kaynaklanan genel nitelikli etkenlerin yanısıra, yapı üretiminin iş kazası riskini artırıcı bazı nedenlerinden de kaynaklandığı herkes tarafından bilinmektedir. Bu nedenle, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin oldukça ileri düzeyde uygulandığı ülkelerde de inşaat sektörü iş kazası bakımından ön sıralarda yer almaktadır (Eurostat, 2004). Dolayısıyla, inşaat sektöründe iş sağlığı ve güvenliği konusu ele alınıp önlem geliştirilirken, yapı üretiminin kendine has koşullarının da mutlaka dikkate alınması gerekmektedir.
Yapı üretimi sürecinde alınacak sağlık ve güvenlik önlemlerinin belirlenip bunların noksansız ve bilinçli bir şekilde uygulanması için, bu konuda nelerin ne zaman ve nasıl yapılacağının önceden belirlenmesi büyük önem arz taşımaktadır. Diğer bir ifadeyle, daha inşaata başlanmadan önce bu konuda ayrıntılı bir planlamanın yapılması gerekmektedir. Ayrıca böyle bir planlama çalışmasının yapılması, işverenin isteğine de bırakılmamış olup, 23.12.2003 Tarihinde yayımlanmış bulunan “Yapı İşlerinde Sağlık ve Güvenlik Yönetmeliği”nde, inşaatına başlanılacak bir yapı henüz proje aşamasındayken sağlık ve güvenlik planının hazırlanmasını zorunlu kılınmıştır. Adı geçen yönetmelikte böyle bir hükmün yer almasına rağmen, bu planın genel çerçevesi ve içeriği konusunda uygulayıcılara rehberlik edecek bir metin bulunmamaktadır.
Bu nedenle de konu ile ilgili olarak, kişilerin plan anlayışına bağlı ve genellikle de yetersiz sayılabilecek içerikte uygulamalar yapılmaktadır. Oysa bu planın, sürecin tümü ve inşaata özgü koşullar dikkate alınarak UZMANLARCA hazırlanması gerekmektedir.
İş güvenliği akademisi olarak uzmanlarımızla birlikte temel aplikasyon projeleri dahil olmak üzere, inşaatın vaziyet planı, mimari proje, elektrik, makine ve tüm tesisat projeleri ile saha koşulları dikkate alınarak Sağlık Güvenlik ve Çevre Planlarını hazırlamaktayız.
|